23 Ekim 2011

ANKARA ANILARI

Busra
Turnenin ilk şehri olan Ankara pek güzel karşıladı ve şahane ağırladı beni. Çok güzel anılarla döndüm. Tesadüfler sonucu kendiliğinden yoğun ve biraz da koşturmacalı olan Ankara günlerimde neyse ki herşey rast gitti. İki gün bana yetmedi, kısmetse Ocak veya Şubat ayında tekrar gitmek istiyorum.

Gitmeden önce bilenlere sorduğumda "Ankara'nın ayazı İstanbul'a benzemez" dediler, oradakilere sorduğumda "soğuklar başladı, kalın giyin" dediler. Ben de haliyle en korunaklı ayakkabımı, en kalın kazağımı, boynuma şalımı kuşanıp gittim. Ama ilk akşam yağan yağmur dışında beni zor durumda bırakmadı hava. Zaman zaman çok giyinik olmaktan ötürü sıcakladım bile.

Yolculuk epey maceralı başladı. Gider gitmez ayağımın tozu ile ilk atölye çalışmasına başlayacağımız için o gün kullanacağımız keklerin bir kısmının önceden pişmiş olmasının ders sırasında bize zaman kazandıracağını düşünmüştüm. düşündüm düşünmesine ama bunu organize etmediğim için yola çıkmadan bir gece önce 9 tane sünger kek pişirmem gerekti. Kekler pişti, oda ısısına geldi, sarıp sarmalandı. Bu sefer de onları yolculuğa uygun şekilde paketleme sorunu ile karşı karşıya kaldık. Bir yolunu bulup olabildiğince sağlam ve bir o kadar nazikçe kekleri bavula yerleştirdim. Sabah havalimanına gittiğimde bavulumu paldır küldür fırlatarak taşıyacaklarını bildiğim için kabine almak istedim. Lakin görevliler razı gelmedi. Ben ısrarlı davranınca içinde ne var dediler. Ben de gayet normal bir şekilde bavulun kek dolu olduğunu söyledim. Tabii neden bir bavul dolusu kek taşıdığımı açıklamak kolay olmadı! Neyse allem ettim, kallem ettim, çeşitli ısrar ve tartışmalar sonucu keklerimi yanıma alabildim. Aklınızda bulunsun uçağa (hazır) paketli olmayan 9 keki almıyorlar.

Ankara'ya vardığımda koşturmaca da başlamış oldu. Önce şehir dışında olan havalimanından şehir merkezine (19 Mayıs stadının yanı) gittim. Bir an önce atölye çalışmasına yetişmem gerektiği için taksiye bindim. Ankara'ya gitmişliğim sınırlı, gezmişliğim ve kalmışlığım hepten az olduğu için şehrin yabancısıyım. Daha doğrusu yabancısıyım sanıyordum. Şöyle anlatayım: İstanbul'un karmakarışık yollarında zamanında bir yere varabilmek için ilk defa gideceğim yeri önceden Google haritalarından çalışmak gibi bir ilgi alanım oldu son zamanlarda. Hangi semt nerede, hangisi hangisine daha yakın, hangi caddelerden geçerek gideceğim yere en kolay varırım, gideceğim yerin civarında hangi camii, okul, avm var gibi ön çalışmalar yapmak benim neredeyse günlük aktivitelerimden biri halini aldı. Ankara için de gitmeden önce haritaya biraz bakmıştım ki oradan oraya koştururken kafam karışmasın, her yere zamanında ve en verimli şekilde ulaşabileyim. Nitekim çok işime yaradı. İlk defa gittiğim yerleri sanki önceden biliyormuşum gibi hissettim hep, pek yabancılık çekmedim. Taksiciye "2.ışıktan sağa döneceğiz, yolun sonundan sola döneceğiz" şeklinde adres tarif ettim. Hatta ikinci gün Mamak'taki okula giderken Ankara'da yaşayan kuzenime kestirme yolu ben öğretmiş oldum. Yakın zamanda Ankara'ya gidecek olan varsa itinayla yol tarifi yapılır. Bir de gittiğim semtlerin hepsi farklı köşelerde olduğu için gezmek için zaman bulamadığıma üzülmedim. Çünkü bir yerden bir diğerine koştururken Ankara'nın hemen her semtinden geçmiş, çoğu merkezi yerini uzaktan da olsa görmüş oldum galiba.
Ankara hatirasi
İlk gün Chocoj'da "pasta ve şeker hamuru yapımı" atölyesi vardı. Yukarıdaki fotoğraf işte bu ilk günün hatırası. Bu gördüğünüz güzel hanımların hepsine geldikleri için teşekkür ederim, onlarla çok keyifli bir gün geçirdim. Tabii Chocoj'dan Canan Hn'a, Özge Hn'a ve Jale Hn'a Ankara'da olduğum süre boyunca gösterdikleri misafirperverlik için çok teşekkürler. Umarım en yakın zamanda yine karşılıklı kahve içip sohbet etme imkanı bulabiliriz.

Pasta Atölyesinden..

İlk günün akşamı ise "pasta buluşmamız" vardı. Telaştan unutmuşuz, hiç fotoğrafımız yok malesef ... Figen Hn ve eşi Bülent Bey erken gelip uzun saatler boyu beni yalnız bırakmadılar. Nuray Hn ve arkadaşı da çok kalamasalar da bize katıldılar. Azra Hn zaten artık yakın arkadaşım :) Lale Hn pek çilekeş trafikli bir yolculuk sonucu gelebildi. Güzin Hn ise şehir dışındaydı ayağının tozu ile son dakikada da olsa bize yetişti. Banu, hem ilk günün akşamı hem de ikinci gün ara ara uğradı. Hepinize çok teşekkür ederim, tanıştığımıza çok memnun oldum. . Gerek buluşma saatinin biraz geç olması gerekse yağmurlu hava yüzünden gelmeyi isteyip de bize katılamayanlar da oldu. Özellikle Neriman Hn, Ayşe Hn ve Derya Hn sizlerle tanışmak için yine geleceğim.

Akşam kuzenlerimde kaldım. Bu vesile ile malesef çok az görüşebildiğim kuzenlerimle de hasret gidermiş oldum. Hatice ve Ayşe herşey için sağolun.
Mamak Kız Teknik Ve Meslek Lisesi
İkinci gün sabah "Mamak Kız Teknik ve Meslek Lisesi"ne gittim. Uzun zamandır yazıştığımız müdür yardımcısı Mevlüdiye Hn şehir dışındaydı, malesef görüşemedik. Ama Sıdıka Hn, Yılay, Serpil ve Zehra öğretmenler ile tanışmaktan çok memnun oldum.

Bu seyahatin en heyecanlı ve güzel yanı ise pastacılık öğrencileri ile bir araya gelmekti. Yarım gün elbette çok kısa geldi. Biraz sohbet ve çok kısa bir uygulama yapabildik sadece. Umuyorum birlikte başka çalışmalar yapmak için bu öğretim yılı bitmeden yine buluşabiliriz. Özellikle gönüllü asistanlarım Büşra ile Oğuzhan'a teşekkür ederim. Facebook arkadaşım (!) Seda'ya selamlar... Fotoğraf çekmek pek aklıma gelmedi ama okulda Gözde'nin çektiklerinin bir kısmını buraya tıklayararak görebilirsiniz. Haliyle Gözde kendi durduğu taraftaki öğrencileri değil de genelde benim olduğum tarafı çekmiş. Elimde onlarca konuşur vaziyette ellerim kollarım havalarda garip fotoğrafım var.

figur modelleme atolyesi

İkinci gün öğleden sonra yine Chocoj'da "figür modelleme" atölye çalışmamız vardı. Konya'dan gelen (hatta Konya şekerini de unutmayan) Esra Hn'a özellikle teşekkür ederim. Makbule Hn'ın harika soruları, sürpriz katılımcı Gülay Hn'ın ve şimdiki edebiyat öğretmenleri geleceğin cafe işletmecileri Yeşer ve Hicaz Hn'ın da katılımıyla neşeli bir ders oldu. Zamanlama konusunda biraz yavaş davrandık sanırım, uçağa yetişebilmem için maketleri kaplayamadık. Tüm Ankara maceram boyunca tek hayıflandığım şey bu oldu.
Ankara hatirasi 2

Yazımı iki gün boyunca dilimden düşmeyen bir şarkı ile bitirmek isterim:
"Her gören ağladı,
kalbini bağladı,
Ankara kızlarınaaa "
(Nesrin Sipahi'den dinlemek için tıklayınız)

Umarım diğer iller de Ankara gibi güzel geçer. Sırada Kayseri ve bayramdan sonra İzmir var...

not: Tüm Ankara turnesi fotoğrafları için buraya tıklayabilirsiniz.

7 yorum var:

Anonim dedi ki...

Ben de gerçekten tanışma fırsatı bulamadığımız için çok üzüldüm. Ama bir dahaki gelişiniz inşallah haftasonuna denk gelir ve daha rahat görüşürüz. Sizinle uzun uzun muhabbet edip, kahvenin yanında bilmem severmisiniz ama ben çok severim, browni yeriz.Ankara'da dışarıda bembeyaz yazın karın manzarasında muhabbetimize eşlik edecek bir dilim pasta ve kahve süper olur:)Tabi sizin kitabınızda verdiğiniz tariflere, atölye çalışmanızla birlikte iştirak etmek beni çok mutlu eder. Görüşemesek de aynı şehirde olduğumuzu bilmek güzeldi. Görüşmek dileğiyle.
Derya
bangininmutfagi.blogspot.com

Elvan dedi ki...

Buradaki yazıda ismimin geçmesini diledim okuyunca. Bir aksilik çıkmaz inşallah da katılabilirim

Yeşer dedi ki...

teşekkürleeeer hocam süper olmuş :)

Zehra Gürgen dedi ki...

İzmir turnenizde orada olmayı çok istiyorum. Fethiye İzmir yolu o zaman dah da güzel gelecek bana :)

www.cafederins.com

Anonim dedi ki...

Ne güzel yazmışsınız. Gelemesek bile okumak bile çok keyifli

Figen dedi ki...

süper geçmiş

Anonim dedi ki...

Merhabalar,
Ben Gizem, üniversite 3.sınıf öğrencisi bir takipçinizim. Blogunuzla tanışalı çok kısa zaman oldu bu yüzden de Ankaradaki eğitiminizi kaçırdım. Çok hayıflandım görünce ama geçmişti bir daha gelin olur mu:) Şeker hamuru hazırlamak için glikozu Ankarada nerede bulabilirim? Bir de pudra şekerinin tam olarak nasıl bir özelliği olması gerek bazı yerlerde nişastasız olması gerektiğini bazı yerlerdeyse sadece elenmiş yada ince olması gerektiğini duydum. Beni aydınlatırsanız çok sevinirim