28 Nisan 2012

HANİMİŞ TURNEDE: HATAY

Yine gecikmiş bir duyuru oldu ama bu sefer Adana'ya göre daha organizeyim. Hatay'da iki gün kalacağım. Toplu duyuruyu yaptığımda Hatay'dan benimle irtibata geçen birkaç kişi ile zaten önceden haberleşmiştik. İlk gün onlarla buluşacağız. Ayrıca yine kız meslek lisesinde öğrencilerle bir araya geleceğiz. İkinci gün de Arkeoloji müzesini,Uzun Çarşı'yı, şehrin sokaklarını gezip tepsi kebabı ve künefe yemeyi planlıyorum. Giden, gören, bilen varsa tüm önerilere açığım... 

Öğrencilerle buluşma ... 30 Nisan 2012 Pazartesi

Pazartesi günü Antakya Yıldız- Selahattin Mıstıkoğlu Kız Teknik ve Meslek Lisesi'ndeki öğrencilerle Şeker Hamuru yapımı ve uygulamaları üzerine bir atölye çalışması yapacağız. Öğretmenlerinin dediğine göre 100'e yakın öğrenci olacakmış. Hiç bu kadar kalabalık bir grupla çalışmamıştım. Bakalım nasıl olacak.

Pasta Buluşması ... 30 Nisan 2012 Pazartesi veya 1 Mayıs 2012 Salı

Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma ve kaynaşma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, müsait olan herkese açıktır. Birlikte kahve içip pasta sohbetleri gerçekleştireceğiz. Buluşmayı büyük ihtimalle pazartesi günü öğleden sonra yapacağız ama tam saatine ve yerine ben oraya gittiğimde karar vereceğiz. Katılmak isteyenler bana 506-5088923 numaralı telefondan ulaşabilir.

Devamını Oku...

12 Nisan 2012

HANİMİŞ TURNEDE: ADANA


İlk turne programında Adana olmadığı için sitem dolu pek çok e-posta gelmişti. Fırsat bulduğum ilk tarihe Adana biletlerimi aldım.

Adana'ya gidiyorum gitmesine ama ne yapacağız, nerede buluşacağız, kimler gelecek (ya da birileri gelecek mi), atölye çalışması olacak mı, bunların hiçbirini düşünemedim ve malesef organize edemedim. Gelen mesajları yanıtlayamadım. Bu mesajların çoğu atölye çalışmasını soruyordu. Adana ile ilgili plan netleşince size haber vereceğim dediklerime bile haber veremedim. Zira vakit geldi ama hala Adana ile ilgili netleşen birşey yok.

Yolculuk vakti geldi, durum da biraz böyle belirsiz olunca elim ayağıma dolandı. Yolculuğu ertelesem mi diye şu ana kadar kararsızdım ama "pasta buluşması"nı düşünerek ertelemekten vazgeçtim. Haftasonu ve takip eden pazartesi günü Adana'dayım. 


15 Nisan 2012 pazar günü saat: 13:30

Adana Pasta Buluşması

Yer: Anemon
Adres: Kurtuluş Mh. Ziyapaşa Blv. Şinasi Efendi Cd. Metro Sineması Sokağı, Lacoste Karşısı


Bu pazar günü pastaseverler ile bir buluşmamız olacak. Bu yazıyı okuma fırsatı bulan, uygun olan, gelmek isteyen herkesi bekleriz. Elbette herhangi bir katılım ücreti yok. Tanışalım, kaynaşalım, kahvemizi içip pastacılık üzerine sohbetler edelim...

Duyuruyu bir türkü ile sonlandırmak isterim:

Adana köprü başı
Otur saraya karşı
Gel beraber gezelim
Dosta düşmana karşı


Devamını Oku...

02 Nisan 2012

HANİMİŞ TURNEDE: ANKARA II


Biliyorum bu sefer çok geciktim duyurusunu yapmakta... Umarım ilgilenen herkes zamanında okur. Genel talep dogrultusunda bu sefer Ankara'da cakepops & cakelets kursu yapacağız. Detayları yazının devamında bulabilirsiniz.

Kurs dışında bir de pazartesi akşamı saat 18:00'de bir pasta buluşmamız olacak. Bu turnenin en güzel kısımlarından biri de bu pastacılık (özellikle butik pastacılık) üzerine sohbetler ettiğimiz, fikir ve sorularımızı paylaştığımız, birbirimizle tanıştığımız bu buluşmalar oluyor. Geçen sefer yağmurlu bir Ankara günüydü herkes katılamamıştı ama bu sefer sanırım baharın gelmesi de lehimize olacak... (gerçi hava tahminleri yağmurlu gösteriyor yine ama ben ümitliyim günlük güneşlik olacak) Mekan konusu hala netlik kazanmadı. Ben oraların yabancısıyım, sizlerden öneri bekliyorum. Nerede oturup birşeyler yiyip kahve içip sohbet edebiliriz? Kestane kebap acele cevap.. Zira bir an önce belirleyelim ki ben yollara düşmeden buradan duyurusunu yapabileyim.

9 Nisan 2012 Pazartesi saat: 18:30

Ankara Buluşması

Yer: Urfalı Hacı Mehmet / Turan Güneş'teki şubesi
(adres bilgisi için buraya tıklayabilirsiniz)


Akşam saati olduğundan aç gelecek olanların karnını doyurabilecekleri, yemek yemek istemeyenlerin de çay veya kahve içebileceği, sakin bir yermiş. Sanırım ulaşımı da hem araba ile gelecek olanlar hem de toplu taşıma kullanacaklar için kolay olacak. Gelebilecek olan herkesi bekleriz.

Görüşmek dileği ile...

ATÖLYE ÇALIŞMASININ DETAYLARI

Cakepops & Cakelets Kursu

Eğitmen: Işıl Sözer
Eğitim tarihi: 9 Nisan 2012 pazartesi (aynı kursu talep olduğu takdirde 10 Nisan günü de tekrarlayacağız)
Eğitim süresi : 6 saat (11:00-17:00)
Eğitim yeri: Chocoj Atölyesi - Sancak Mah. Cidde Cad. No:20 B YILDIZ/ANKARA Tel: 0 312 441 40 81
Ders ücreti: 200 TL
Katılımcı sayısı: minimum 4, maksimum 8 kişi

Kurs içeriği:
- Kullanılacak keklerin ve kremaların hazırlanması
- Cakepops (kremalı kek topları) hazırlanması , süslenmesi
- Üç boyutlu mini keklerin (cakelets) hazırlanması, süslenmesi

Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır.
Kayıt olmak için 312-441 40 81 numaralı telefondan Jale Hn ile irtibata geçebilirsiniz.

Devamını Oku...

30 Mart 2012

HANİMİŞ BAHAR TURNESİ & BUTİK PASTACILIK - 3. BASKI

Hanimiş Bahar Turnesi 2012

Bundan 6 ay önce "haydi buluşalım" dediğim andan itibaren Hanimiş'in gündeminde pastalar, kitap ve derslerin yanı sıra bu buluşmalar da önemli bir yere sahip oldu.

Geçen kış gidemediğim 3 şehri daha ekledik turne kapsamına, bir de geçen sefer gelemeyenler için yine Ankara buluşması olacak... Yukarıdaki resimde hangi tarihte hangi şehirde olacağımı görebilirsiniz. Özellikle Bursa ve Adana'dan pek çok pastasever ile yazıştık, konuştuk. Ben tek tek haber vermeye de çalışacağım. Ama bu buluşmalar şimdiye kadar hep o şehirdeki pastaseverlerin önerileri ile şekillendi, yine öyle olsun isterim. O nedenle buluşmalara katılmak isteyenler yazının altındaki yorum kısmına veya hanimis@gmail.com adresine yazarak benimle irtibata geçerse yine hep birlikte karar veririz detaylara. Program netleştikçe her şehir için duyuruları yine burada yayınlayacağım.

Ayrıca mutlulukla duyurmak isterim ki "Butik Pastacılık" kitabımız şubat ayı sonunda 3. baskısını yaptı. Sadece pastacılık üzerine hazırlanan bir kitabın 14 ay içinde 3. baskısını yapması ne mutlu. Kitabımızın binlerce kişinin mutfağında olduğunu düşünmek beni çok heyecanlandırıyor. Herkese teşekkürler...


Butik Pastacılık 3. baskı!




not:  Yazının başındaki duyuruda yer alan fotoğrafını kullanmama izin veren minik şef arkadaşım Arda'ya selamlar...

Devamını Oku...

09 Şubat 2012

HANİMİŞ TURNEDE : İZMİR II

Hanimiş yine İzmir'de... Kasım ayında İzmir'deki turne çok keyifli geçmişti. Gelemeyenlerle sonradan çok yazıştık ve çoğunluğun talebi üzerine bu sefer de kapkek ve cakepops dersi yapmaya karar verdik. Atölye çalışmaları yine Selda'nın atölyesi Şekerden Düşler'de olacak. Derse gelmeyecek olanlarla da akşam yemeğinde buluşacağız. Detaylar için yazının devamına bakabilirsiniz. Görüşmek dileği ile...


PASTA SOHBETİ BULUŞMASI

26 Şubat 2012 pazar günü
saat 19:00'da Topçu'nun yerinde

Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma, kaynaşma, karşılıklı danışma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, pastacılık üzerine sohbet etmek isteyen, müsait olan herkese açıktır.

ATÖLYE ÇALIŞMALARININ DETAYLARI

Kapkek yapımı & süsleme teknikleri

Eğitmen: Işıl Sözer
Eğitim tarihi: 26 Şubat 2012 pazar
Eğitim süresi : 4 saat (13:00-17:00)
Eğitim yeri: Şekerden Düşler - 1420 Sokak No:69/1 Kahramanlar - İzmir Tel: 0 232 421 70 01
Ders ücreti:160 TL + KDV
Katılımcı sayısı: 5-6 kişi

Ders içeriği:
- Kullanılacak malzemelerin tanıtımı
- Keklerin pişirilmesi
- Kremaların hazırlanması
- Kapkek dolgulama teknikleri
- Krema sıkma yöntemi ile kapkeklerin süslenmesi
- Şeker hamuru ile kapkeklerin süslenmesi
- Fotoğraflı kapkek yapımı
- Fondan ile kapkeklerin süslenmesi

Cakepops & Cakelets:

Eğitmen: Işıl Sözer
Eğitim tarihi: 27 Şubat 2012 pazartesi
Eğitim süresi : 4 saat (10:30-14:30)
Eğitim yeri: Şekerden Düşler - 1420 Sokak No:69/1 Kahramanlar - İzmir Tel: 0 232 421 70 01
Ders ücreti:160 TL + KDV
Katılımcı sayısı: 5-6 kişi

Ders içeriği:
- Kullanılacak keklerin ve kremaların hazırlanması
- Cakepops (kremalı kek topları) hazırlanması
- Üç boyutlu mini keklerin (cakelets) traşlanması : baykuş, düğün pastası ve hello kitty)
- Hazırlanan keklerin süslenmesi

Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır.
Kayıt olmak için 506-5088923 numaralı telefondan benimle ya da 0 232 421 70 01 numaralı telefondan Selda Hn ile irtibata geçebilirsiniz.

Not: Mart ayında benzer bir programı Ankara'da da düzenleyeceğiz. Detaylar için Hanimiş'i takip ediniz :)

Devamını Oku...

20 Ocak 2012

TRABZON ANILARI

Aklımda Trabzon ile ilgili anlatacak o kadar çok şey vardı ki, itiraf ediyorum hiçbir detayı atlamak istemediğim için bir türlü bilgisayar başına geçip yazmaya başlayamadım. Gecikme için (özellikle fotoğrafları bekleyenlerden) özür dilerim. Buyurun Trabzon anıları...

Aya Sofya

Öğrencilik yıllarında coğrafya derslerinde slogan gibi ezberlediğimiz bir cümledir: Karadeniz'de dağlar kıyıya paralel uzanır. (Bu dağlar özellikle Doğu Karadeniz'de 4000 metre yüksekliğe kadar çıkıyormuş) Hal böyle olunca şehirler denize paralel olarak genişliyor. İstanbul'dan Trabzon'a giderken uçak, uzun bir süre şehire paralel şekilde denizin üzerinden uçtu. Böylelikle gökyüzünden sahil şeridini izleme fırsatı buldum. Havalimanı da denizin hemen bitişiğinde. Uçak inerken sanki denizin üzerine konacakmış gibi oluyor. Başka türlü olsa insan bu manzaradan keyif alabilirdi belki ama meşhur Karadeniz sahil yolu sayesinde (!) Trabzon da diğer Karadeniz şehirleri gibi artık denizle dağlar arasında değil, otobanla dağlar arasına sıkışmış vaziyette. Üzücü...

12 Aralık sabahı Trabzon'a vardım. Havalimanından çıkmadan önce yanımdan genç biri banttan gelen bavuluna doğru heyecanlı bir hamle yaparak "buldim oni" dedi. Evet Trabzon'daydım :) ama orada bulunduğum süre boyunca duyduğum tek şiveli konuşma bu oldu malesef.

Altın kızlarSema Hn. ve Dilek Hn. beni karşılamaya gelmişti. İsimleri bu yazı içinde bolca geçeceği için izninizle onlardan biraz bahsetmek isterim. Dilek Hn. ile İstanbul'a eğitime geldiğinde tanışmıştık. Trabzon'a döndüğünde butik bir pasta atölyesi açtı ve biz de (yazının devamında detaylı bir şekilde anlattığım) atölye çalışmamızı onun mutfağında gerçekleştirdik. Sema Hn. ile ise turne duyurusunu yaptıktan sonra aradığında tanıştık. Üstün organizasyon becerileri sayesinde Trabzon'daki okul çalışmasını, buluşmayı ve birazdan okuyacağınız tüm programı o ayarladı diyebilirim.


Sema Hn. araba ile gelmiş, otoparka gittiğimizde gördüm ki şoför koltuğunda genç bir oğlan var. Herhalde bir yakınıdır diye düşündüm önce. Hatta zahmet verdim diye de epey mahçup oldum. Ama meğer mahçubiyetim sandığımdan da fazla olacakmış. Zira Sema Hn. arabayı kiralamış. Üstüne üstlük ehliyeti olmasına rağmen pratiği fazla olmadığı için kendi sürmemiş bir de şoför tutmuş. Tüm bu düzenleme, orada olduğum süre boyunca rahat rahat gezmemiz içinmiş. Düştüğüm duruma bakın! Ne yaptım ne ettimse arabayı iade etmeye ikna edemedim. Ama en azından şoförü iptal ettik. Ben sürdüm. Dönene kadar da Sema Hn., ben ve arabamız ayrılmaz bir bütündük :)

Olgunlaşma Enstitüsü Hatırası

İlk işimiz Trabzon Olgunlaşma Enstitüsü'ne gitmek oldu. Turne kapsamında gittiğim şehirlerde (varsa) pastacılık üzerine eğitim veren okullarda atölye çalışmaları yaptık. Mesela Ankara'da ve Konya'da meslek lisesine, Antalya'da meslek yüksek okuluna, Antep'te de üniversiteye gitmiştim. Sema Hn. ile önceki konuşmalarımızda Trabzon'daki okulları sormuştum. O da bana olgunlaşma enstitüsünden bahsetmişti. O bahsedene kadar ben bu enstitülerin varlığından haberdar değildim. Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüleri, Türkiye'de ilk kez 1945 tarihinde açılan ve halen 11 ilde 12 enstitü ile faaliyet gösteren, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı, 2 yıllık mesleki eğitim veren, döner sermaye ile işletilen kurumlarmış. Trabzon olgunlaşmanın yiyecek içecek hizmetleri öğretmeni olan Nergis Hoca da böyle bir atölye çalışması yapma konusunda ön ayak olunca ben de becerikli öğrencileri ile çalışma imkanı bulmuş oldum.

okuldaki yemekten..Enstitüye vardığımızda öğle yemeği saatiydi. Masaları birleştirmişler, özenli bir sofra hazırlamışlar. Hep birlikte leziz bir yemek yedik. Enstitü bünyesinde el sanatları, güzellik ve saç bakımı, tekstil vb başka bölümler de var. Kendi içlerinde şahane bir dayanışmaları var. Mesela yiyecek ve içecek bölümü aynı zamanda okuldaki öğrenci, öğretmen ve çalışanlara yemek çıkarıyor, onlardan birisi saçını kestirmek istediğinde saç bakımı bölümüne gidiyor ya da oradaki birisinin kıyafetinin bir yeri sökülse hemen tekstil bölümüne koşuyor. Yemek bölümünün mutfak önlüklerini de yine bu bölüm tasarlıyor ve dikiyor. El sanatları bölümünde de çok güzel Trabzon hasırı yapıyorlar. Hayallerimin okulu!

Fotojenik pastaYemeğimizi yedikten sonra mutfağa geçtik. Pasta yapımı ve süsleme üzerine bir atölye çalışması yaptık. Öğrencilerin arasında ortaokul talebesi olacak yaşta olanlar da vardı çocuğu olanlar da. Ama hepsi gencecik, güleryüzlü ve son derece tertipliler. Beni esas şaşırtan çırpma konusundaki becerileri oldu. Sünger kek için gerekli olan meşakatli yumurta kabartma işini elleri ve narin bileklerine göre kocaman olan tel çırpıcı ile başarmalarına şapka çıkartıyorum. Enstitü mutfağında gerekli olan tüm ekipman - el mikseri dışında :) - mevcut. Yoğurucu, ocaklar, tezgahlar, fırınlar ... Kekimizi pişirip pastamızı oluşturduktan sonra herkes değişik aletler, teknikler ve renkler kullanarak şeker hamurundan süslemeler hazırladı. Sonra tüm bu süsleri pastanın üzerine yerleştirdik. Çalışmanın özellikle bu kısmı çok eğlenceliydi. Hem keyifli atölye çalışması için hem de hazırladığınız lezzetli yemekler için teşekkürler hanımlar... Ayrıca tüm günü videoya kaydeden Muzaffer Hoca'ya, müdür yardımcısı Ayşe Hanım'a ve Sibel öğretmene de selamlar...

:)Enstitüdeki dersten sonra Nergis hoca ve Sema Hn. ile birlikte Trabzon Forum isimli alışveriş merkezine gittik. İtiraf ediyorum bu fikri pek sevmemiştim. Her yerde olan bu alışveriş merkezlerinden ziyadesi ile sıkılıyorum. Ama meğer bunun da bir sebebi varmış. Oradaki alışveriş merkezinde bizim "Butik Pastacılık" kitabının satıldığını öğrenmişler, alıp imzalatmak istemişler. İlk defa kitabımızın kitapçıdan alınışı sırasında bizzat bulundum ve oldukça indirimli sayılabilecek bir fiyata aldık kitabı. Burada birşey öğrenmiş oldum: Meğer bu alışveriş merkezleri içindeki kitapçılarda çalışanların indirim yapma insiyatifi varmış. Aklınızda bulunsun.

Akçaabat KöftesiTrabzon organizasyon sorumlumuz Sema Hn. ve işbirlikçisi Nergis hocanın akşam yemeği için de planları varmış tabii. Arabamıza (!) atlayıp Akçaabat'a köfte yemeye gittik. Orada Ayşe Hn., eşi Abdullah Bey ve oğulları Furkan da bize katıldılar. Akçaabat köftesi soğan yerine sarımsakla yapılan, kiloyla sipariş edilen ve yanında kızarmış ekmekle servis edilen kanattimce oldukça lezzetli bir köfte. Boşuna meşhur olmamış. Üstüne de tatlı olarak laz böreği yedik. Ben daha önce hiç şerbetli yememiştim, buradaki baklava gibi şerbetliydi. Laz böreği olarak bilinen tatlının çok benzerini çocukluğumda "sütlü börek" diye bilirdik. Selanik göçmeni olan anneannem ve akrabaları bayramlarda yaparlardı. Çocukken pek sevmezdim, şimdi yapan kalmadı diye çok hayıflanıyorum.

Öğretmenevi TalimatıGece de öğretmen evinde kaldım. Biliyorum yazı uzadıkça uzuyor ama öğretmen evinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Daha önce başka öğretmen evlerinde de kalmıştım, onlarda da böyle miydi hatırlamıyorum ama yandaki fotoğraftan görüldüğü üzere son derece katı disiplinleri olan bir konaklama mekanı! Odaların temizlenmesi 6 saat sürüyor, gece 12:00'den sonra odaya girip çıkmak yasak, alkol yasak, yüksek sesle konuşmak yasak, kabuklu yemiş yemek yasak (şaka değil) ve hatta Hanimiş günceyi okumanız bile yasak! İnanmazsanız bakınız.

Salı sabahı Sema Hn. ile öğretmen evinin önünde buluşacaktık ama ben erkenden uyanınca Sema hanımcığım yorulmasın diye atladım arabaya onu evinden almaya yeltendim. Akçaabat dönüşü gece evine bırakmıştık ya bulurum yolu dedim düştüm yollara. Tanjant yokuşundan çık, yol sola yukarı kıvrılırken sağdaki sokaktan aşağı devam et... Voila! Sema hanımı alıp Aya Sofya'nın yanındaki çay bahçesindeki kahvaltı buluşmasına doğru yola koyulduk.

Aya Sofya'da kahvaltıBirkaç kişi ile önceden mailleşmiş veya telefonlaşmıştık ama kahvaltı buluşmasına kim gelecek ya da gelecekler mi emin değildim. Biz de erken gittiğimiz için önce 11. yy'da yapılmış eski bir Bizans kilisesi olan Aya Sofya'ya (bknz: yazının başındaki fotoğraf) girip gezdik. Aslında ben çocukken gitmiştim oraya ama pek anımsamıyordum. Oysa pek huzurlu ve güzel bir yer, nasıl unutmuşum. Hava da öyle günlük güneşlikti ki! Tam Aya Sofya'nın yanındaki çay bahçesine geçerken bir masada bize doğru gülümseyerek bakan hanımları gördük. Birbirlerini tanımayan ama hepsi pasta yapan/seven kadınlar bir şekilde aynı buluşma için orada olduklarını anlayıp, kaynaşıp, sohbete başlamışlardı bile. Bir garip hissettim o anda. Havanın güzelliğinden midir, ortamın hoşluğundan mıdır, farklı bir yerde olmanın hafifliğinden midir bilmem şaşkın ve mutlu bir andı o an benim için. Sanırım en güzel pasta buluşmalarımızdan birini Trabzon'da yaptık. Bu hanımların hepsi evlerinde pastalar yapıyor, bazıları dışarıdan sipariş de alıyormuş. Ama benim gibi onlar da birbirileri ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Haliyle hem birbirimizi tanımaya çalıştığımız hem de pastalar üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz harika bir buluşma oldu.

kuymakSohbetimize eşlik eden kahvaltı da çok güzeldi: Vakfıkebir ekmeği, yöresel peynirler, tereyağı, bal, zeytin, bahçedeki ağacın hurmalarından yaptıkları reçel (bazıları cennet hurması da der ama biz onu Trabzon hurması olarak biliriz), kaygana (trabzon usulu bir tür otlu krep) ve tabii meşhur kuymak (yöresel tereyağı, eritme peyniri ve mısır unu ile yapılan harika bir yiyecek). Bir de çay meselesi var tabii bahsetmeden geçemeyeceğim. İlk defa Akçaabat'taki köftecide rastladım öylesine: çay geldiğinde taneleri bardağın üstünde, kenarında, her yerinde yüzüyordu, dibinde de gemi batığı gibi tanecikler vardı. İçimden "insan getirmeden önce süzer" diye sitem etmiştim. Ama Aya Sofya'daki kahvaltıda da çay böyle gelince bu işte bir iş var diyordum ki imdadıma Behnur Hn.'ın açıklaması yetişti. Meğerse buralarda makbul olan çayı böyle içmekmiş. Böyle çay taneleri bardakta yüzüyorsa taze demlenmiş olduğunu anlarlarmış. Eğer bu şekilde içmek istemiyorsan baştan "süzük" demen gerekiyormuş sipariş verirken. Bu mühim bilgiyi de sizinle paylaştığıma göre yazıma devam edebilirim.

Happy Cake vitrinKahvaltıdan sonra Dilek Hn.'ın atölyesinde yapacağımız pasta dersi için yola çıktık. Happy Cake açılalı çok kısa bir zaman olmuş ve Trabzon'un ilk butik pasta atölyesi olma özelliğine sahip. İpekyolu iş merkezinin 2. katında yer alıyor. Trabzon'da bana ilginç gelen şeylerden biri de bu: Kebapçılar, cafeler, pastaneler genelde iş merkezlerinin, pasajların içinde... Henüz o kadar yeni ki buzdolabı bile gelmemişti biz oradayken. Ama sanmayın ki bunun eksikliğini hissettik. Hemen karşısında ev yemekleri yapan dükkan komşusu sayesinde Dilek Hn. bizi hiç zor durumda bırakmadı, iyi ağırlamak için habire bıcır bıcır koşturdu durdu. Sema Hn. da ders süresince hem bana hem Dilek Hn.'a çok destek oldu. Harika bir ekiptik, aynı şehirde yaşamadığımız için üzülüyorum doğrusu.

Trabzon atölye çalışmasından

Katılımcılardan da biraz bahsetmek isterim. Behnur Hn. ile turne duyurusunu yaptığım günden sonra ara ara hep haberleşmiştik. Trabzon turnesi için en az benim kadar o da heyecanlandı diyebilirim. Kendisi Trabzon'lu değil, gelin gelmiş. Şimdi Dilek Hn.'ın atölyesinin olduğu dükkanda daha önce bir butik işletiyormuş, komik bir tesadüf oldu onun için. Hatice Hn. aslında derse katılmayacaktı. Kahvaltıdan sonra ayrılmıştık, ama sonra aradı "bekleyin geliyorum" dedi. İyi ki geldi, yaptığı Ege ve Karadeniz şiveleri ile bizi çok güldürdü. Gelirken kızı Beren'i de getirmiş. Beren herhalde gördüğüm en uslu bebek. Saatlerce gıkını çıkarmadı, sanki anlıyormuş gibi pusetinden dikkatli dikkatli beni dinledi. Güzide Hn. da Almanya'da doğup büyümüş, o da eşinin peşinden gelmiş buralara. Kendisi pek fotoğraf çektirmeyi sevmiyor ama ben ne yaptım ettim yakaladım birkaç pozunu. Sevgi Hn. ise narin bir kelebek... Yakın bir zamanda Vişne & Çikolata isimli bir cafe açmaya hazırlanıyor. Bakarsınız açılış için yine giderim Trabzon'a. Nevin Hn. çocuklarının nişan ve düğün pastalarını, kurabiyelerini yapmak için bu yola baş koymuş şahane bir insan. Benim için pek neşeli, bol sohbetli bir ders oldu. Umarım hepinizle yeniden görüşebilme imkanı bulabiliriz.

Artık İstanbul'a dönüş vakti gelmişti. Ama uçak geç bir saatte olduğu için ekibi topladık (Nergis hoca, Sema Hn., Dilek Hn. ve ben) ve akşam yemeği için Zeybek Çadırı diye bir yere gittik. Burada da taptaze ızgara barbun ve yemekten sonra da Hamsiköy sütlacı yedik. Balık yemeden Trabzon'dan dönseydim üzülürdüm. Nergis hoca sütlaca fındık koymadılar diye kızdı ama yine de güzeldi. Yemeli, içmeli, gezmeli, gülmeli, sohbetli bir turne şehri oldu Trabzon, katılan herkese minnettarım...

NOTLAR:

1. Bir ara Trabzonun en meşhur ve modern pastalar yapan pastanesi olarak bilinen Zorlu Otel'in içindeki pastaneye gidip ajanlık yaptım. İnanın Dilek Hn.'ın atölyesi Happy Cake'de oradakinden çok daha iyi pastalar yapılıyor. Umarım kıymeti bilinir. Sema Hn. da evinin mutfağından başta su böreği olmak üzere pasta ve kurabiye siparişi alıyor. Trabzon'da yaşayıp da bu yazıyı okuyanlar varsa bilgilerinize sunulur.

2. Trabzon'un en merkezi yeri Uzun Cadde isimli trafiğe kapalı olan caddesi. Burada Beton Helva isimli dükkandan lezzetli helvalar aldım dönmeden önce. Bir de tabii mısır unu, Trabzon peyniri, tereyağı aldım ki dönünce kuymak yapabileyim. Gerçi hala yapmış değilim ama olsun, doğru malzemeler elimin altında ya içim rahat.

3. Herhalde hayatım boyunca hiç bu kadar çok içinde "Hn" kısaltması geçen bir yazı yazmamışımdır :)

4. Yazı boyunca bolca ismini okuduğunuz haza hanımefendi Dilek Hn. ve yol arkadaşım Sema Hn. için geliyor: The Golden Girls :)

5. Trabzon ve önceki turne şehirlerinin tüm fotoğrafları için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

28 Aralık 2011

GAZİANTEP ANILARI

Gaziantep

Gaziantep turnesinin önceki şehirlere göre iki farklı özelliği vardı. Birincisi ilk defa turne sebebiyle gittiğim bir şehri gezebilmek için bolca zamanım oldu. İkincisi bu seyahatte bana eşlik eden birisi vardı: kuzenim Yeşim. Yani bu sefer sadece pasta buluşmaları için değil aynı zamanda kuzenimle birlikte turistik bir seyahat yapabilme imkanı da buldum. Antep'e gittiğimi duyurduğumda pek çok kişiden özellikle yeme/içme konusunda öneriler gelmişti. Pazartesi sabahı 10:00'da Antep'e vardık, gün boyunca Yeşim ile birlikte o önerilerin çoğunu yerine getirebilme başarısı gösterdik. Gezdiğimiz yerleri ve yediğimiz yemekleri yazının devamında anlatacağım.

gastronomi ogrencileri

Antep'teki ikinci günümde, Gaziantep Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünde Yrd. Doç.Dr. İlkay Gök Pınarlı'nın Tatlı ve Pasta dersine konuk oldum. İlkay Hoca aynı zamanda Gasder'in (Gaziantep Gastronomi ve Aşçılar Derneği) de başkanı. Tanışmamız internet vesilesi ile, bir araya gelişimiz ise güzel tesadüfler sonucu oldu. Benim Gaziantep'te olacağım gün İlkay Hn'ın okulda tatlı ve pasta dersi varmış. Üstüne üstlük aynı gün yerel bir dergi olan Gaziantep Black-White da derse misafir olup çeşitli çekimler ve röportajlar yapacakmış. Tüm bunlar bir araya gelince şenlikli bir gün geçirdik.

Gaziantep Üniversitesi 23000 öğrencisi ve geniş bir kampüsü olan bir üniversite. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ise yeni bir bölüm. Tanıştığım öğrenciler ikinci sınıf öğrencileri ve bu bölümün ilk mezunları olacaklar. Uygulama derslerini üniversitenin orman içindeki turizm uygulama otelinin mutfağında yapıyorlar. Benim katıldığım derste yaklaşık 30 öğrenci vardı. 6 farklı gruba ayrılıp beş saat içerisinde 3 farklı sünger kek ve 3 farklı krema hazırlayarak bunların değişik kombinasyonları ile 6 farklı pasta ortaya çıkardık. Günün sonunda hepsini kesip yedik :) Ben çok eğlendim. Başta Ceyhun, Vildan ve "bahtsız ikinci grup" (ki kendilerini bilirler) olmak üzere tüm öğrencilere çok teşekkür ederim. Sizinle tanışmak ve çalışmak harikaydı. Can-ı yürekten diliyorum ki bu müstakbel aşçılarla en yakın zamanda yeniden bir araya gelebiliriz.


1,5 GÜNLÜK HIZLANDIRILMIŞ ANTEP GEZİ & YEME-İÇME REHBERİ (Hanimiş usulü)

Gaziantep dünyanın “hala yaşanılan en eski şehirleri”nden biriymiş, aynı zamanda da ipek yolu üzerinde. Hal böyle olunca pek çok tarihi han ve bedesten (kapalı çarşı) mevcut. Ama neredeyse (!) her üç dükkandan biri baklavacı, biri de kebapçı. Diğer dükkanlar da işte bunların arasına serpiştirilmiş gibi. Bunca dükkan sadece turistler için barınıyor olamaz diye düşünüp konuştuğumuz Gazianteplilere her seferinde sorduk ve evet gerçekten Antep halkı muhakkak her gün (çoğu zaman bir öğünden de fazla) et tüketiyormuş. Kayseri'nin mantısı, Samsun'un pidesi, Trabzon'un hamsisi meşhurdur ya.. Bu şehirlere gittiğinizde o yemekleri yiyebileceğiniz çok fazla yer bulamayabilirsiniz. Çünkü bu meşhur yemeklerini insanlar evlerinde pişirip yiyorlar. Ama Antep'te yemek kültürü sokaklarda da yaşıyor. Özellikle adamlar(!) bu bahsettiğim kebapçı ve baklavacıları dolduruyor gün içinde. Ayrıca sanmayınız ki et çok ucuz. Lokantalarda ücretler neredeyse İstanbul ile aynı. Ama lezzetine diyecek sözüm yok.

1.GÜN:
Kültür Yolu


Gaziantep Kalesi yapıldıktan sonra kale ve çevresi sosyal ve ticari hayatın merkezi olmuş. Her dönem canlılığını koruyan bu merkez, zaman içerisinde gelişmiş ve etrafı ile birlikte bir kültür yolu haline gelmiş. Bu yol üzerinde pek çok han, hamam, camii var ve aynı gün içerisinde çoğunu yürüyerek gezebilmek mümkün. Eskiden nasıldı bilemiyoru ama sanırım yakın zamanlarda bu yol üzerindeki yerler restorasyondan geçmiş. Biz ilk gün aşağıdaki yerleri gezdik:

zekeriya usta & katmer

Katmerci Zekeriya Usta: Antepliler kahvaltıda katmer yer dediler, biz de şehre varınca ilk iş Katmerci Zekeriya Usta'ya gittik. Seksenli yaşlarının sonunda olan Zekeriya Usta odun fırınının başındaydı. Ustalar da tezgahın başında hamurları büyük bir ustalıkla incecik açıyor, içine şeker, bolca fıstık ve daha da bolca kaymak koyarak katmerleri hazırlıyorlar. (Tam keşke videosu olsaydı da yazının bu kısmında sizinle de paylaşabilseydim diye düşünürken youtubeda buldum, izlemek isterseniz tıklayınız.) Geziye buradan başlamanın iyi tarafı Zekeriya ustanın oğlu Mehmet Bey'in gönüllü turizm danışma hizmeti vermesi. Hemen bize bir Gaziantep rehberi hediye etti, hangi sıra ile nereyi gezelim, sonra acıkınca nerede ne yiyelim... hepsini tek tek anlattı.

Emine Göğüş Mutfak Müzesi: İkinci durağımız tarihi bir taş konağın restore edilerek geleneksel mutfak kültürünün tanıtıldığı bir yere dönüştürüldüğü mutfak müzesiydi. Mutfak malzemeleri, baharatlar, sofra düzeni, yöreye özgü kullanım şekillerinin sergilendiği müzede ayrıca yemek tarifleri de içeren videolar gösteriliyor. Duvarlarda yine yemek temalı deyimler, şiirler asılı..

hanlar & carsilar
Gaziantep Kalesi & Çevresi: Kale yüksek bir tepenin üzerinde. Biz içine çıkmadık ama çevresinde birkaç tur dolaştık. Tam kalenin altında Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde de bahsi geçen tarihi Naib Hamamı var. Onun az ilerisinde tarihi Kır Kahvesi... Onun karşı çaprazında Roma dönemine ait süt pompası veya camdan fallus gibi şaşırtıcı cam objelerin sergilendiği Cam Müzesi (müzekart geçmiyor)var.

Hanlar: Kaleden güneye doğru devam ettiğinizde yol boyunca Zincirli Bedesten, Tütün Han, Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı vb hanlar ve çarşılar var. Buralarda fıstık, pekmez, salça, baharat, tuzsuz Afyon peyniri, bakır ev eşyaları (ki Gaziantep'te bakır eşyalar bakır diyarı olan Diyarbakır'dan daha ucuza satılıyor), yemeni (ki biz yemeni diyince aklımıza bir çeşit tülbent geliyor ama buradaki yemeni üstü kırmızı ya da siyah deriden, tabanı ise köseleden dikilen geleneksel bir ayakkabı), sedef kakmalı eşyalar, kahke (uzun süre bayatlamayan gevrek bir kurabiye) veya kutnu kumaşı (el tezgahlarında dokunan Gaziantep’e özgü ipekli bir kumaş) gibi pek çok şey satılıyor.

Metanet Lokantası: Mutfak müzesini gezerken yöresel bir çorba olan “beyran”ın yapımını izlemiştik. Katmerci Zekeriya ustanın oğlu da bize Metanet Lokantasını şiddetle önerince öğle yemeği için Metanet Lokantası’a gidip meşhur beyranını yemeye karar verdik. İtiraf etmeliyim ki o sırada çok sevmemiştim. Ama şimdi yazarken canım çekti. 10 saat haşlanarak pişirilen koyun etinden yapılan acılı, pirinçli ve sarımsaklı bir çorba. Değişik bir lezzet, insanı ziyadesi ile tok tutuyor.

Fıstık: Kültür yolunda gezerken sürekli karşılaştığımız orta yaşlı bir turist grubu vardı. Metanet Lokantası’ndan aynı anda ayrılıyorduk ki peşlerine takıldık. Fıstık, fıstık ezmesi ve diğer kuruyemişleri tatmak ve almak için Seval Kuruyemiş diye bir yere gidildi, böylelikle biz de grup indiriminden faydalanmış olduk :) Malumunuz fıstık Gaziantep'in simgesi... Keşke İstanbul'da da bu fiyata böyle güzel fıstıklar alabilsek...

kahke & tahmis
Tahmis Kahvesi: Tahmis, Arapça’da kahvenin kavrulduğu, dövüldüğü ve satıldığı yer anlamına geliyormuş. 1600’lü yıllarda Mevlevihane'ye gelir amaçlı yaptırılan dükkanlardan biri olan Tahmis Kahvesi’nde Hanimiş takipçisi Belma Hn. ile buluştuk, biraz sohbet ettik. Ben menengiç kahvesi (aşılanmamış fıstık ağacının meyvesinin kavrulup, türk kahvesi pişirilmesi ile elde edilen sütlü bir kahve) içtim, Yeşim de zahter (kekik) çayı. (Not: Son zamanlarda evde de zahter çayı ve menengiç kahvesi yapıp içiyoruz.) Daha sonra Belma Hn. da bizimle biraz dolaştı hatta bana çok güzel bakır kaşıklar hediye etti.

baklava & kunefe
İmam Çağdaş: Gazantep’in en meşhur kebapçısı ve baklavacısı İmam Çağdaş olsa gerek. Daha gitmeden namını bolca duymuştuk. Ben pek meşhur Ali Nazik’lerini kuzen de çöp şiş yedi. Herhalde hayatımda yediğim en güzel Ali Nazikti. Uzun uzun yazmayacağım. Zira anlatılmaz yaşanır. Ama esas unutulmaz olan baklavaydı. Hafifliğini, lezzetini anlatacak kelime bulmak mümkün değil.

Hasan Usta Kadayıfları: Yeşim’in künefe yeme arzusu üzerine sorduk soruşturduk en şahanesini Hasan usta yapıyor dediler. İmam Çağdaş’ta yediğimiz yemek ve baklavanın üzerine bir de künefe yemeye gittik. Elbette bitiremedik ama çok lezizdi, çok hafifti (ki bu sıfatı künefe için kullanacağım hiç aklıma gelmezdi) anmadan geçmek istemedim.

2. GÜN:

Çingene Kızı

Zeugma Mozaik Müzesi
: Gaziantep’te beni en çok etkileyen şey Zeugma mozaikleri oldu. Zeugma, MÖ 300 civarında Büyük İskender'in generallerinden biri tarafından kurulmuş bir antik şehirmiş. Nizip ilçesine 10 km uzaklıktaki Belkıs köyü eteklerindeymiş. İlk olarak kurucusu adıyla anılan şehir Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirildikten sonra köprü anlamına gelen "Zeugma" ismiyle anılmaya başlanmış. Fırat yoluyla oluşan geçitte liman olarak büyük bir ticari değer kazanmış. Yapılan kazı çalışmalarında üç bölümde incelenen şehrin villaları ve çarşılarının bulunduğu bölümler bugün malesef Birecik Hidroelektrik Baraj gölü altında kalmış. Antik şehir, Roma döneminden kalan mozaikleri ile dünyaca ünlü. Bu mozaiklerin az bir kısmı Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi’nde (müzekart geçiyor) sergileniyor. Bir kısmı zaten baraj altında kalmış, bir kısmı da kaçakçılar tarafından çalınmış. Talihsiz Zeugma ile ilgili daha detaylı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bey Mahallesi
Bey Mahallesi: Eski Antep evlerinin olduğu Bey Mahallesi yakın bir zamanda restore edilmiş. Eski evler ve konaklar otel, restoran, cafe olarak düzenlenmiş. Dar sokaklar, taş duvarlar.. Burada bir de Gaziantep yaşamını anlatan bir Etnografya Müzesi (müzekart geçiyor) var. Ama işin garibi bu mahlleye nasıl gideceğiz diye sorduğumuz insanlar bize sanki acayip birşey soruyormuşuz gibi davrandılar. Sanırım ya bu restorasyonlardan haberleri yok (çünkü önceki halinin fotoğraflarını gördük terkedilmiş izbe bir muhit görünümdeydi) ya da burayı görmek istememize bir anlam veremediler.

kebap & yoresel yemekler
Halil Usta: Zeugma Mozaik Müzesi’nin iki sokak arkasında bir kebapçı. İnternette Halil Usta diye aratın zaten hakkında yüzlerce güzelleme bulacaksınız. Değişik değişik etlerinden ve kebaplarından az az yedik. Ama ben ömrü hayatımda bu kadar lezzetli bir lahmacun (sarımsaklı) ve bu kadar şahane bir et (küşneme) yemedim. Pamuktan bile yumuşak.

Yörem Mutfak: Gaziantep’in kebapları ve baklavası kadar, yöresel yemekleri de dillere destan. Dönmeden önce o yemeklerden de yiyebilmek için yine öneriler doğrultusunda Yörem’e gittik. Tabii ki bu yemeklerin de bir kenarın köşesinde muhakkak et oluyor. Yuvarlama, cacıklı Arap köfte, içli köfte, Antep dolması, firik pilavı, şiveydiz gibi yöresel yemeklerden oluşan bir menü hazırladılar bize. Hem Yeşim’in hem de benim en sevdiğimiz yemek de bu oldu sanırım.

NOTLAR:

Ulaşım ... Gaziantep’e uçakla gittik. Hava alanı şehir merkezine 20 km uzaklıkta. Merkeze ulaşım sadece Havaş ve taksiler ile sağlanıyor. İner inmez koşarak Havaş otobüsüne binmezseniz bizim gibi size de yer kalmaz. Ya yarım saat bekleyip bir sonraki servise binersiniz ya da bizim yaptığımız gibi diğer bekleyenlerle anlaşıp taksiye binebilirsiniz. (Hava alanından şehir merkezine taksi 40 TL tutuyor.)

İklim ... Kasım ayının son günleri olmasına rağmen hava günlük güneşlikti. Gerçi buna aldanıp hep dışarılarda durduk ve döndüğümüzde hasta olduk ama yine de mevsime göre ılık bir hava vardı diyebilirim. Konuştuğumuz kimseler (üzücü ama bundan memnuniyetle bahsediyorlar) havanın eskiye nazaran daha ılıman olduğunu, sebebinin de şehrin çevresindeki barajlar olduğunu söylediler.

Konaklama ... İlk işimiz çantalarımızı otele bırakmak oldu. Görmek istediğimiz yerlere yürüme mesafesinde olduğu için Novotel/Ibis'de kaldık. Yeri çok merkezi, fiyatı da uygundu. Ama bir dahaki gidişimde Bey Mahallesi'ndeki Zeynep Hanım Konağı'nda kalacağım. Bu da burada kendime not olarak dursun.

Şehrin dumanları... Akşamları şehrin üzerine bir duman çöktü. Sobaların dumanı... Bu benim çocukluğuma dair bir anı, unutmuşum. Bir de şahit olmadığımız ama pek çok kimseden duyduğumuz "pazar günü ormanlık alana ve çevresine çöken duman" efsanesi var. Öyle ki Gaziantep halkının aktif bir şekilde yaşattığı bir piknik geleneği varmış. Şehrin çevresindeki ormanlık alanlarda insanlar her pazar ailece piknik yaparmış. Bu pikniklerde mangallardan çıkan duman öyle çok olurmuş ki tesadüfen oradan geçen ve bu geleneği bilmeyen insanlar itfaiyeyi ararmış ormanda yangın var diye :)

- Son -

not 1: Gaziantep-Halep mutfak kültürü ve yemekleri birbirine çok benziyormuş. İlkay Hoca’nın bu konuda (tarifleriyle birlikte) araştırmalarını içeren bir kitabı var. Döndüğümden beri açıp açıp okuyorum. Kitapçılarda satılıyor mu bilmiyorum ama bir yerlede rastlarsanız incelemeden geçmeyin derim. (Gaziantep-Halep Mutfak Kültürü Ve Yemekleri: Benzerlikler Ve Farklılıklar -2009)
not 2: Benimle birlikte bu tıka basa yemece, saatlerce yürümece gezisine katıldığın için teşekür ederim kuzen.
not 3 : Okul fotoğraflarının devamı ve diğer turne fotoğrafları için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

16 Aralık 2011

HANİMİŞ TURNEDE - URFA & DİYARBAKIR


Turnenin son durağı Diyarbakır ve son anda ona eklenen Urfa...

İşin garibi gitmeme birkaç gün kalmış olmasına rağmen duyurusunu ancak yapabiliyorum. Sanırım sonlara doğru biraz pilim bitti, malesef diğer şehirlerde olduğu gibi planlı programlı bir organizasyon yapamadık. Hatta birkaç saat öncesine kadar ertelemeyi de düşünüyordum. Ama sonra oradakilerle konuşunca gitmeye karar verdim. Ben belli olan programımı buraya yazayım, sonrası doğaçlama gelişecek artık. (Olur da bu yazıyı görüp bize katılmak isterseniz beni 506-5088923 numaralı telefondan arayabilirsiniz.)

19 Aralık 2011 ... URFA

Aslında Urfa, turne kapsamında değildi. Zaten benimle daha önce Urfa'dan irtibat kuran da olmamıştı. Turneye yeni başladığımız günlerde İstanbul'daki derslerimizden birine katılan Urfalı bir öğrencimizin özendirmesi ile 2012 yılı içinde bir Urfa seyahati yapabilmeyi umuyordum. Diyarbakır turnesi kapsamında orada 3 gün bulunacağım için bir gününü Urfa'ya ayırabileceğimi düşündüm. Hem baharda yapmayı planladığım seyahat için bir keşif gezisi olacak hem de orada butik pastacılık adına bir girişimde bulunan Kezban Hn.'ı ziyaret edeceğim. Kezban Hn. yakın zamanda Urfa'da Valikonağı Caddesi'nde Tarçın isimli bir kafe işletmeye başladı. Orada kapkekler, dekorlu pastalar ve kurabiyeler yapacaklar. Ben 19 Aralık pazartesi günü orada olacağım, beklerim...

20-21 Aralık 2011 ... DİYARBAKIR

Birkaç sene önce İstanbul'daki eğitimlerimize Diyarbakır'dan gelmişti Nuri Usta... O zamandan beri onunla irtibatımız kesilmedi. Her sene muhakkak fuarlarda görüşüyoruz. 9 ay önce bir günlüğüne Diyarbakır'a gittiğimizde de ailesi ile birlikte bizi ağırlamışlardı. Turne kapsamına Diyarbakır'ı dahil ederken atölye çalışması için Petek Pastaneleri'nin mutfağını bize açacağını biliyordum. Ama yazının başında da söylediğim gibi malesef iyi organize olamadık. Bu seferlik bir atölye çalışması olmayacak. Ama ben yine Demir ailesi ile bir araya geleceğim, meslek lisesini ziyaret edeceğim, Diyarbakır'daki pasta buluşmasına katılmak isteyenlerle görüşeceğim. Olur da bu yazıyı okursanız ve Diyarbakır'daysanız lütfen siz de gelin. Nuri ustanın çikolatalarını tadar, birlikte sohbet ederiz.

Devamını Oku...