Bursa turnesini 28-29 Mayıs tarihine erteledik. Detayları 23 Mayıs günü yine buradan duyurulacaktır.
18 Mayıs 2012
09 Mayıs 2012
DİYARBAKIR ANILARI
20 Aralık akşamı zaman zaman iki metreye kadar düşen görüş mesafesi ile çok sisli bir havada Recep ile Urfa’dan Diyarbakır’a gittik. Herhalde şahit olduğum en yoğun sisti. Yol boyunca Van’a konteyner taşıyan tırları gördük. (Birkaç hafta sonra onlardan birinde kalacağım hiç aklıma gelmezdi ki bu başka bir yazının konusu.) Diyarbakır’da beni Nuri Usta karşıladı.
Bu benim Diyarbakır'a ikinci gidişim. İlk gidişim de yine aynı yıl Nisan ayındaydı. Mardin dönüşü Hürkan ile birlikte Nuri Ustayı ziyaret etmiştik. Onunla ve eşiyle Diyarbakır Surları'nı (ki 5 km uzunluğu ile Dünya'nın Çin Seddi'nden sonraki en uzun surlarıymış), Ulu Cami'yi, Gazi Köşkü'nü gezmiş, Dicle kenarında On Gözlü Köprü'ye nazır çay içmiştik.
| fotoğraf: Hürkan Tabanlı |
Ben en iyisi baştan anlatayım. Birkaç gün önce Diyarbakır Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nin müdür yardımcısı Hatice Hn. ile okulda yapacağımız çalışmanın detaylarını konuşmak için telefonlaşmıştık. Ben her okul ziyaretimde, anlatacağım şeylerle ilgili kullanacağım aletlerimi ve orada bulunması zor olabilecek malzemeleri yanımda götürüyorum. Yine öyle yapmıştım, artık sağı solu yırtılmış emektar pembe bavuluma doldurmuştum malzemelerimi. Ama tabii ne olur ne olmaz diye sordum “okulda un, yumurta şeker vardır değil mi” diye. “yok” dedi. “o zaman çevrede bir bakkaldan ya da marketten alırız” dedim. “o da yok” dedi. “nasıl?” dedim “çevrede bakkal, market de yok” dedi. “ne yapalım o zaman" dedim birşey demedi! Adresi sordum “Ergani yolu 13. km”dedi.
Böyle çok bilinmezli bir macera beni bekliyordu. Sabah erkenden yine Petek Pastanesi'ne gittim. Sağolsun Nuri Usta pastaneden ihtiyacımız olan malzemeleri verdi. Ve hatta diğer şubelere pasta taşıyan servis arabasını da ayarladı. Arabanın şoförü ile birlikte düştük yola. Gideceğimiz yer turizm meslek lisesi, adresi Ergani yolu 13.km. Şoförün biraz fikri var nerede olabileceğine dair. Ona güveniyorum. Ama sis o kadar yoğun ki tabelalar okunmuyor, boşlukta yol alıyoruz. Haliyle kaçırdık okulun girişini. Neyse biraz uzatmalı da olsa zor bela okula vardık. Ben indim, o döndü.
Gözlemlediğim kadarıyla gittiğim diğer meslek liselerine göre mutfak imkanları daha az olan bir okul. Ama talebeleri pek efendi, istekli ve maharetli. 12. sınıflarda okuyan öğrenciler pastanelerde staj yaptıkları için daha rahattılar. Pastaları sıvama işini onlara verdik. Sonra hep birlikte pastaları kaplayıp süsledik. Başta Onur, Zinnet, Veysel, Berfin ve Bahar olmak üzere hepsine buradan selamlar, sevgiler...
Notlar:
1. Neyse ki öğleden sonra sis kalktı, uçaklar da kalktı...
2. Okuldan diğer fotoğraflar için buraya tıklayabilirsiniz.
3. Bu aralar Nuri Ustanın yeni uğraşı çikolatalar. Yeni bir koleksiyon hazırlamış. Görüntüleri de çok güzeldi ama özellikle dolguları çok lezzetliydi. İstanbul’a dönerken yanıma kocaman bir kutu çikolata vermişlerdi. Çikolata kutularının içinde karton bölme olur ya onu da çıkarmışlar, ağzına kadar doldurmuşlar. Haftalarca ye ye bitmedi. Orada bulunduğum süre boyunca beni aileden bilip her türlü yardımı gösterdikleri için Demir ailesine teşekkürler, sevgiler, selamlar...
yazan: hanimiş saat 20:56 8 yorum var
Kategori Hanimiş Turnede
08 Mayıs 2012
URFA ANILARI
Turneyi planlarken Diyarbakır'dan pasta buluşması için talep olup olmayacağını bilmiyordum. Ama yine de bir gün öğrencilerle bir araya gelmek, bir gün Nuri ustayı (ki kendisinden bir sonraki yazıda bahsedeceğim) ziyaret etmek, bir gün de şehri gezebilmek için seyahati 3 gün olacak şekilde ayarlamıştım. İyi de etmişim, çünkü günlerim çok olunca son dakikada Şanlıurfa'ya gidebilme imkanı buldum. Turne'ye dahil edip duyurusunu yaptım ama Urfa'dan benimle irtibata geçen kimse olmadı. O nedenle bu yazı bir turne yazısından ziyade bir gezi yazısı gibi olacak sanırım.
| Diyarbakır Bakırcılar Çarşısı |
19 Aralık pazartesi günü öğlen Diyarbakır Havalimanı'na indim. Planım salı günü Urfa'da, çarşamba günü Diyarbakır'da olmak olduğu için pazartesi gününü daha önce geldiğimde tadilatta olan Diyarbakır Ulu Camii'yi yeniden görmek için ayırabilirdim. Uçaktan inince otobüsle sur içine gittim. Hava kararmadan Urfa otobüsüne binmek istiyordum o yüzden ancak birkaç saatim vardı gezmek için. Ulu Camii malesef hala tadilattaydı(!) Yine içine giremedim. Ama Dağ Kapı ile Mardin Kapı arasında kalan sokakları arşınladım, Hasan Paşa Hanı'ndaki eskicileri gezdim, bakırcılar çarşısından birkaç hediyelik aldım.
Son olarak yola çıkmadan önce meşhur Diyarbakır ciğerini yemeye niyetlendim. Ama malum ciğer de her yerde yenmez. Kafama göre karar vermeyeyim, birilerine sorayım diye düşünürken köşedeki zabıta ofisinin önünde oturan memur gözüme ilişti, meramımı anlattım. Ben daha cümlemi bitirmeden adam yerinden kalkıp "Müdürüüüm misafirimiz var" diyerek ortalığı ayağa kaldırdı. Sonrasında şöyle bir sahne yaşandı:
(Müdür odasından çıkarak yanıma gelir)
Müdür: Oooo hoşgeldiniz, buyurun buyurun (diyerek buyur eder) Bir çayımızı için.
Işıl: Yok sağolun, benim acelem var da.. ben rahatsızlık vermeyeyim.
(O sırada orada bulunan bir adam lafa girer.)
Adam: Turist misiniz?
Işıl: Evet oyle sayılırım.
Adam: Ne güzel Türkçe konuşuyorsunuz.
Işıl: !!! Yok öyle değil !!! şey, yerli turistim.
Adam: O zaman gazetecisiniz kesin (boynumdaki fotoğraf makinesinden olsa gerek)
Işıl: Yok hayır değilim.
Müdür: Nereden geldiniz?
Işıl: İstanbul
Müdür: Ooo uzaktan gelmişsiniz, bir çay ikram edelim size.
Işıl: Yok teşekkür ederim. Ben oturmayayım. Ciğerci soracaktım ama önemi yok neyse şey ben rahatsızlık vermeyeyim.
Müdür: Böyle olmadı ama... Mehmet oğlum bak buraya
(Mehmet gelir)
Mehmet: Buyur müdürüm
Müdür: Misafirimize yardım et. ... lokantasına götür.
Işıl: Gerek yok siz tarif edin ben giderim.
(Bu cümlemin pek bir geçerliliği olmadı, Mehmet ve müdür kendi aralarında hangi ciğercinin daha iyi olduğu hususunda uzun süren bir müzakere sonunda karara vardılar.)
Işıl: Gerçekten zahmet olmasın, ben giderim.
Müdür: Yok öyle olmaz. Mehmet sen misafirimizi Onur'a götür.
Ciğer macerası sandığımdan uzun sürünce hava da karardı. Otobüse binip otogara doğru yola koyuldum. Birkaç dakika ile Urfa yönüne giden otobüsleri kaçırmışım. Tam buna hayıflanırken yardımsever otogar ahalisinin çabalarıyla yoldan geçen Birecik otobuslerine bindirildim. Yaklaşık 2 saat süren bir yolculuktan sonra Şanlıurfa otogarına vardık. Aslında normalde burada Keziban Hn. ile buluşacaktık. Ama benim varışım geç olduğu için arayıp rahatsız etmek istemedim. Sordum, soruşturdum, yoldan geçen minibüslere binip öğretmenevine doğru yola koyuldum. Tam minibüsten inmiştim ki Keziban Hn. aradı. "Sakın girmeyin öğretmenevine, orada kalamazsınız, biz size başka yerde yer ayırttık, bekleyin kapıda biz geliyoruz sizi almaya" dedi. O böyle deyince korktum, "vah vah herhalde pek fena bu öğretmenevi" diye aklımdan geçmedi değil. Meğer ondan değilmiş. İlk defa Urfa'ya gidiyorum ya, Balıklı Göl'ün orada geleneksel Urfa mimarisi örneği olan bir otelde kalırsam, gözümü açtığımda karşımda eski şehri görürsem Urfa'yı daha çok severim, hep gelmek isterim diye düşünmüşler, sağolsunlar. Öyle de oldu gerçekten.
| Tarçın Kafe Hatırası |
Önce yeni açtıkları "Tarçın Cafe"ye gittik. Keziban Hn. aslında Mersin'li bir eczacı. Eş kontejanından Urfa'lı olmuş. Birkaç ay önce İstanbul'daki kapkek dersimize geldiğinde tanışmıştık. O zaman henüz kafeyi açma aşamasındalardı. Bu süre zarfinda kafe açılmış, yavaş yavaş tanınmaya başlamış. Hazır Diyarbakır'a kadar gitmişken davete icabet etmemek olmazdı. Keziban Hn, eşi, eski ortağı ve arada uğrayan dostları ile bol sohbetli bir akşam geçirdik. Bakır servislerle kahve ikram ettiler. Yanında da ev yapımı kekler, kurabiyeler ve ilk defa yediğim külünçe. (Urfa'da her pastanede bulunan kendine has bir baharat karışımı ile hazırlanan, hem tatlısı hem tuzlusu yapılan, sert ve dayanıklı bir çeşit kurabiye) Zamanla çeşitleri daha da artacak, hatta sözüm var ilk fırsatta yeniden gideceğim, birlikte gireceğiz mutfağa. (güncel not: Ben gidemeden Keziban Hn geldi İstanbul'a. Ama azimliyim en yakın zamanda iade-i ziyaret yapacağım.)
Gece Keziban Hn’ın önerisi ile (aynı zamanda Şanlıurfa’nın eski ismi de olan) El-Ruha Otel'de kaldım. Balıklı Göl'ün hemen yanında geleneksel Urfa mimarisi tarzında Urfa taşından yapılmış bir otel. Yöresel mimarisi ve dekorasyonu bir tarafa aklımda en çok kalan şey kahvaltısı oldu.Kahvaltıda ciğer kebabı olması benim için değişik bir tecrübeydi. Ayrıca ilk defa yediğim isot reçeli ve çok beğendiğim yöresel katı pekmeziyle tanışmış olmaktan mutluyum.
Bence hafta içi ve erken bir saat olmasına rağmen etrafta çok fazla Urfalı çocuk ve adam vardı. Keziban Hn’ın dediğine göre bu hali sakin bile sayılırmış. Kadınların (ve bazı adamların) başında ve boynunda mor renkte poşular sarılıydı. Önce bunu bir aşiret simgesi sandım ama internette rastladığım pek çok kaynak bu mor poşuları “moda” olduğunu yazmış.
| Bu adamlar nereyi çekiyor? |
Şanlıurfa’nın bilinen bir geleneği de sıra geceleri. Birbirine yakın yaşlardaki arkadaş gruplarının, her hafta bir başkasının evinde olmak üzere, haftada bir akşam, belirli bir niteliğe ve düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılara "sıra gecesi" denilmekteymiş. Hep sıra gecesi diye birşey duyarım bilirim de bunun sıra ile yapılıyor olmasından dolayı bu isimle anılıyor olduğunu yeni farketmiş olmama şaştım. Sıra geceleri, usta-çırak geleneği içerisinde müziğin icra edildiği meşk ortamlarıymış. Ben bu çeşit bir sıra gecesine katılamadım. Ama Keziban Hn sayesinde farklı bir sıra buluşması yaşadım. Şöyle ki Keziban Hn ve arkadaşları ayda bir kere dışarıda buluşup yemek yiyorlarmış . Her ay birisinin sırası oluyormuş, yemeği de sırası gelen ısmarlıyormuş. Tesadüf ve şans (!) bu ya tam da o gün sıraları varmış.
Balıklı Göl’ün hemen yanında Çardaklı Köşk diye bir yerde buluştuk. Önce çiğ köfteler geldi. (meğer böyle bir yere yemeğe gideceksen önceden arayıp çiğ köfte siparişini vermek gerekirmiş ki sen gidene kadar hazır olsun.) Herkes Urfalı olduğu için haliyle beğenmediler çiğ köfteyi. Genel yorum “ben daha iyi yaparım” idi! Akabinde kebaplar geldi. Bitişi de şıllık tatlısı (bir nevi şerbetli fıstıklı krep) ve mırra ile yaptık. Ohh pek afiyet oldu. Başta sıra sahibi Recep olmak üzere Ruken, Zeliha, Songül ve Hasan’a selamlar, sevgiler...
HALİL-ÜR RAHMAN GÖLÜ (BALIKLI GÖL)
| Balıklı Göl |
Nemrut’un zulmü, haksızlığı ve putlara tapışını, halkın da putlara tapmaya zorlanılışını gören İbrahim, insanların kendi elleriyle yaptıkları bu putların tanrı olamayacağını söyler. Halka bu düşüncesini anlatır. Halk korkudan ağzını açamaz. Bir tören günü İbrahim gizlice puthaneye girer, bir balta ile bütün putları parçalar, baltayı da en büyük putun üstüne bırakır. Herkes bu olaydan İbrahim’i sorumlu tutar. Hz. İbrahim “Kendisi dururken küçük putlara tapınılmasını istemediği için, boynunda balta asılı olan büyük put yapmıştır, inanmazsanız kendisine sorun” der. Öfkelenen Nemrut, “putlar konuşamaz, hem bir taş parçası baltayı eline alıp bu işi nasıl yapar” diye haykırınca Hz. İbrahim “O halde konuşamayan ve kendilerini kırılmaktan kurtaramayan putlara neden ibadet edersiniz ?” deyince sinirlenen Nemrut İbrahim’e kendisine secde etmesini emreder. Hz. Ibrahim de “Ben beni yaratandan başkasına secde etmem der. Nemrut " Seni yaratan kim ? " diye sorunca, İbrahim “dirilten ve öldüren Allah'tır” diye cevap verir. Nemrut "Ben de diriltirim" diyerek zindandan iki kisi getirtir. Birini serbest bırakıp, diğerini öldürür. Güya böylece diriltmiş ve öldürmüş olacaktır. Hz. İbrahim bunun karşısında “Benim Rabbim güneşi doğudan doğdurur, gücün yetiyorsa sen de batıdan doğdur” deyince Nemrut aciz kalır ve İbrahim’i ateşe atarak öldürtmeye karar verir. Her taraftan toplanan odunlar ile büyük bir ateş yakılır. Tepeye bir mancınık inşa edilir. Hz İbrahim bu mancınıkla ateşe atılır. O sırada Allah “Ey ateş İbrahim için serinlik ve esenlik ol” diye buyurur. Ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. Bu nedenle göl ve içindeki balıklar kutsal sayılır. ( Halil-ür rahman, Allah’ın dostu anlamına geliyormuş)
AYNZELİHA GÖLÜ
HALİL-ÜR RAHMAN CAMİİ
Döşeme camii adı ile de anılan, Balıklı Göl’ün hemen yanında yer alan camii Selahattin Eyyubi’nin yiğeni tarafından 1211 yılında inşa ettirilmiş ama daha sonra birçok kez onarım görmüş.
RIZVANİYE CAMİİ
| Taziye evi |
Bizanslılar’dan kalan bir kilisenin yerine 1716 yılında Osmanlılar tarafından yapılmış olan camiinin eski medrese odaları şimdi taziye evi olarak kullanılıyor. Taziye evi diye birşey olduğunu ben ilk defa burada gördüm. Buralardaki geleneğe göre vefat eden bir kimsenin yakınları taziyeleri kendi evinde değil bunun gibi düzenlenen taziye evlerinde kabul edermiş.
ŞANLIURFA KALESİ
| Kaleden Şanlıurfa |
M.Ö. 2000 yılında yapıldığı tahmin edilen kalenin üzerinde yer alan iki taş sütunun Hz İbrahim’in ateşe atılmasında mancınık olarak kullanıldığı rivayet ediliyor.
Notlar:
1. Urfa'nın tarihi paleolitik çağa kadar uzanıyormuş. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek ve bir kısmını da burada paylaşmak istedim ama Türkçe kaynakların güvenilmez böbürlenmeciliği, İngilizce kaynakların çokluğu ve karışıklığı içinden çıkamadım malesef.
2. Çok tanrılı Pagan ve Sabii inançlarına ait mabetlerin bulunduğu, İbrahim Peygamber'in doğduğu, Musa Peygamber, Şuayb Peygamber, Yakup Peygamber, Eyyüp Peygamber ve Elyesa Peygamber'in yaşadığı, İsa Peygamber'in kutsadığı inanıldığı için şehre "Peygamberler Şehri"deniyormuş.
3. Şanlıurfa Belediyesi'nin şehir için bulduğu slogan içler acısı: "Doğuştan marka şehir"
4. Kendime not: en yakın zamanda yine gidile, hem Keziban Hn ile mutfağa girile hem de Harran ve Göbeklitepe görüle...
5.Diğer Şanlıurfa fotoğrafları için buraya tıklayabilirsiniz.
yazan: hanimiş saat 22:43 4 yorum var
Kategori Hanimiş Turnede
28 Nisan 2012
HANİMİŞ TURNEDE: HATAY
Öğrencilerle buluşma ... 30 Nisan 2012 Pazartesi
Pazartesi günü Antakya Yıldız- Selahattin Mıstıkoğlu Kız Teknik ve Meslek Lisesi'ndeki öğrencilerle Şeker Hamuru yapımı ve uygulamaları üzerine bir atölye çalışması yapacağız. Öğretmenlerinin dediğine göre 100'e yakın öğrenci olacakmış. Hiç bu kadar kalabalık bir grupla çalışmamıştım. Bakalım nasıl olacak.
Pasta Buluşması ... 30 Nisan 2012 Pazartesi veya 1 Mayıs 2012 Salı
Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma ve kaynaşma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, müsait olan herkese açıktır. Birlikte kahve içip pasta sohbetleri gerçekleştireceğiz. Buluşmayı büyük ihtimalle pazartesi günü öğleden sonra yapacağız ama tam saatine ve yerine ben oraya gittiğimde karar vereceğiz. Katılmak isteyenler bana 506-5088923 numaralı telefondan ulaşabilir.
yazan: hanimiş saat 11:51 2 yorum var
Kategori Hanimiş Turnede
12 Nisan 2012
HANİMİŞ TURNEDE: ADANA

İlk turne programında Adana olmadığı için sitem dolu pek çok e-posta gelmişti. Fırsat bulduğum ilk tarihe Adana biletlerimi aldım.
Adana'ya gidiyorum gitmesine ama ne yapacağız, nerede buluşacağız, kimler gelecek (ya da birileri gelecek mi), atölye çalışması olacak mı, bunların hiçbirini düşünemedim ve malesef organize edemedim. Gelen mesajları yanıtlayamadım. Bu mesajların çoğu atölye çalışmasını soruyordu. Adana ile ilgili plan netleşince size haber vereceğim dediklerime bile haber veremedim. Zira vakit geldi ama hala Adana ile ilgili netleşen birşey yok.
Yolculuk vakti geldi, durum da biraz böyle belirsiz olunca elim ayağıma dolandı. Yolculuğu ertelesem mi diye şu ana kadar kararsızdım ama "pasta buluşması"nı düşünerek ertelemekten vazgeçtim. Haftasonu ve takip eden pazartesi günü Adana'dayım.
Adana Pasta Buluşması
Yer: Anemon
Adres: Kurtuluş Mh. Ziyapaşa Blv. Şinasi Efendi Cd. Metro Sineması Sokağı, Lacoste Karşısı
Bu pazar günü pastaseverler ile bir buluşmamız olacak. Bu yazıyı okuma fırsatı bulan, uygun olan, gelmek isteyen herkesi bekleriz. Elbette herhangi bir katılım ücreti yok. Tanışalım, kaynaşalım, kahvemizi içip pastacılık üzerine sohbetler edelim...
Duyuruyu bir türkü ile sonlandırmak isterim:
Otur saraya karşı
Gel beraber gezelim
Dosta düşmana karşı
yazan: hanimiş saat 02:43 3 yorum var
Kategori Hanimiş Turnede
02 Nisan 2012
HANİMİŞ TURNEDE: ANKARA II

Biliyorum bu sefer çok geciktim duyurusunu yapmakta... Umarım ilgilenen herkes zamanında okur. Genel talep dogrultusunda bu sefer Ankara'da cakepops & cakelets kursu yapacağız. Detayları yazının devamında bulabilirsiniz.
Kurs dışında bir de pazartesi akşamı saat 18:00'de bir pasta buluşmamız olacak. Bu turnenin en güzel kısımlarından biri de bu pastacılık (özellikle butik pastacılık) üzerine sohbetler ettiğimiz, fikir ve sorularımızı paylaştığımız, birbirimizle tanıştığımız bu buluşmalar oluyor. Geçen sefer yağmurlu bir Ankara günüydü herkes katılamamıştı ama bu sefer sanırım baharın gelmesi de lehimize olacak... (gerçi hava tahminleri yağmurlu gösteriyor yine ama ben ümitliyim günlük güneşlik olacak) Mekan konusu hala netlik kazanmadı. Ben oraların yabancısıyım, sizlerden öneri bekliyorum. Nerede oturup birşeyler yiyip kahve içip sohbet edebiliriz? Kestane kebap acele cevap.. Zira bir an önce belirleyelim ki ben yollara düşmeden buradan duyurusunu yapabileyim.
Ankara Buluşması
Yer: Urfalı Hacı Mehmet / Turan Güneş'teki şubesi
(adres bilgisi için buraya tıklayabilirsiniz)
Akşam saati olduğundan aç gelecek olanların karnını doyurabilecekleri, yemek yemek istemeyenlerin de çay veya kahve içebileceği, sakin bir yermiş. Sanırım ulaşımı da hem araba ile gelecek olanlar hem de toplu taşıma kullanacaklar için kolay olacak. Gelebilecek olan herkesi bekleriz.
Görüşmek dileği ile...
ATÖLYE ÇALIŞMASININ DETAYLARI
Cakepops & Cakelets Kursu
Eğitmen: Işıl Sözer
Eğitim tarihi: 9 Nisan 2012 pazartesi (aynı kursu talep olduğu takdirde 10 Nisan günü de tekrarlayacağız)
Eğitim süresi : 6 saat (11:00-17:00)
Eğitim yeri: Chocoj Atölyesi - Sancak Mah. Cidde Cad. No:20 B YILDIZ/ANKARA Tel: 0 312 441 40 81
Ders ücreti: 200 TL
Katılımcı sayısı: minimum 4, maksimum 8 kişi
Kurs içeriği:
- Kullanılacak keklerin ve kremaların hazırlanması
- Cakepops (kremalı kek topları) hazırlanması , süslenmesi
- Üç boyutlu mini keklerin (cakelets) hazırlanması, süslenmesi
Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır.
Kayıt olmak için 312-441 40 81 numaralı telefondan Jale Hn ile irtibata geçebilirsiniz.
yazan: hanimiş saat 22:00 10 yorum var
Kategori Hanimiş Turnede
30 Mart 2012
HANİMİŞ BAHAR TURNESİ & BUTİK PASTACILIK - 3. BASKI
Bundan 6 ay önce "haydi buluşalım" dediğim andan itibaren Hanimiş'in gündeminde pastalar, kitap ve derslerin yanı sıra bu buluşmalar da önemli bir yere sahip oldu.
Geçen kış gidemediğim 3 şehri daha ekledik turne kapsamına, bir de geçen sefer gelemeyenler için yine Ankara buluşması olacak... Yukarıdaki resimde hangi tarihte hangi şehirde olacağımı görebilirsiniz. Özellikle Bursa ve Adana'dan pek çok pastasever ile yazıştık, konuştuk. Ben tek tek haber vermeye de çalışacağım. Ama bu buluşmalar şimdiye kadar hep o şehirdeki pastaseverlerin önerileri ile şekillendi, yine öyle olsun isterim. O nedenle buluşmalara katılmak isteyenler yazının altındaki yorum kısmına veya hanimis@gmail.com adresine yazarak benimle irtibata geçerse yine hep birlikte karar veririz detaylara. Program netleştikçe her şehir için duyuruları yine burada yayınlayacağım.
Ayrıca mutlulukla duyurmak isterim ki "Butik Pastacılık" kitabımız şubat ayı sonunda 3. baskısını yaptı. Sadece pastacılık üzerine hazırlanan bir kitabın 14 ay içinde 3. baskısını yapması ne mutlu. Kitabımızın binlerce kişinin mutfağında olduğunu düşünmek beni çok heyecanlandırıyor. Herkese teşekkürler...
not: Yazının başındaki duyuruda yer alan fotoğrafını kullanmama izin veren minik şef arkadaşım Arda'ya selamlar...
yazan: hanimiş saat 21:06 29 yorum var
Kategori Hanimiş Turnede
09 Şubat 2012
HANİMİŞ TURNEDE : İZMİR II
Hanimiş yine İzmir'de... Kasım ayında İzmir'deki turne çok keyifli geçmişti. Gelemeyenlerle sonradan çok yazıştık ve çoğunluğun talebi üzerine bu sefer de kapkek ve cakepops dersi yapmaya karar verdik. Atölye çalışmaları yine Selda'nın atölyesi Şekerden Düşler'de olacak. Derse gelmeyecek olanlarla da akşam yemeğinde buluşacağız. Detaylar için yazının devamına bakabilirsiniz. Görüşmek dileği ile...
Bu buluşma tüm pastaseverlere açık bir tanışma, kaynaşma, karşılıklı danışma buluşmasıdır. Elbette herhangi bir katılım ücreti yoktur. Gelmek isteyen, pastacılık üzerine sohbet etmek isteyen, müsait olan herkese açıktır.
Kapkek yapımı & süsleme teknikleri
Eğitmen: Işıl Sözer
Eğitim tarihi: 26 Şubat 2012 pazar
Eğitim süresi : 4 saat (13:00-17:00)
Eğitim yeri: Şekerden Düşler - 1420 Sokak No:69/1 Kahramanlar - İzmir Tel: 0 232 421 70 01
Ders ücreti:160 TL + KDV
Katılımcı sayısı: 5-6 kişi
Ders içeriği:
- Kullanılacak malzemelerin tanıtımı
- Keklerin pişirilmesi
- Kremaların hazırlanması
- Kapkek dolgulama teknikleri
- Krema sıkma yöntemi ile kapkeklerin süslenmesi
- Şeker hamuru ile kapkeklerin süslenmesi
- Fotoğraflı kapkek yapımı
- Fondan ile kapkeklerin süslenmesi
Cakepops & Cakelets:
Eğitmen: Işıl Sözer
Eğitim tarihi: 27 Şubat 2012 pazartesi
Eğitim süresi : 4 saat (10:30-14:30)
Eğitim yeri: Şekerden Düşler - 1420 Sokak No:69/1 Kahramanlar - İzmir Tel: 0 232 421 70 01
Ders ücreti:160 TL + KDV
Katılımcı sayısı: 5-6 kişi
Ders içeriği:
- Kullanılacak keklerin ve kremaların hazırlanması
- Cakepops (kremalı kek topları) hazırlanması
- Üç boyutlu mini keklerin (cakelets) traşlanması : baykuş, düğün pastası ve hello kitty)
- Hazırlanan keklerin süslenmesi
Not: Kullanılacak tüm malzemeler ve ders notları tarafımızdan sağlanacaktır.
Kayıt olmak için 506-5088923 numaralı telefondan benimle ya da 0 232 421 70 01 numaralı telefondan Selda Hn ile irtibata geçebilirsiniz.
Not: Mart ayında benzer bir programı Ankara'da da düzenleyeceğiz. Detaylar için Hanimiş'i takip ediniz :)
yazan: hanimiş saat 13:36 8 yorum var
Kategori Hanimiş Turnede
